Hamileliğimin en başından beri vajinal doğum yapmak istiyordum. Spor geçmişim vardı, hamileliğim boyunca sağlıklı beslenmeye dikkat ettim ve kendimi buna hazırlamak için elimden geleni yaptım. Hamile pilatesi yaptım, özellikle son haftalarda neredeyse her gün 4-5 kilometre yürüdüm.
Ama 40+4’e kadar gelmek istemeyen bebeğim, sanırım dünyaya nasıl geleceğine en başından kendisi karar vermiş. ![]()
40+3 gecesi saat 23.00 civarında çok hafif kasılmalarım başladı. İlk başta düzensizdi. Hatta “Herhalde yalancı sancı” diye düşündüm. Yattım, dinlenmeye ve biraz uyumaya çalıştım ama bir yandan da kasılmalarımın aralıklarını takip ediyordum.
Sabaha karşı işler değişmeye başladı. Kasılmalar artık belirgin şekilde sıklaşmış ve düzenli hale gelmişti. Bunun yalancı sancı olmadığını o zaman anladım.
Sabah 8 gibi ebeme haber verdim. O sıralarda kasılmalarım yaklaşık 5 dakikada bire kadar düşmüştü ama hâlâ dayanamayacağım seviyede değildi. Pilates topunun üzerinde, nefes egzersizleriyle kasılmaları karşılıyordum. İçimde de artık “Galiba başlıyor” heyecanı vardı.
Hastaneye gittiğimizde doktorum muayene etti.
Ve sadece 1 cm açıklığım vardı.
O an gerçekten dünya başıma yıkılmış gibi hissettim. Çünkü düzenli kasılmalarım vardı, artık yalancı sancı olmadığını biliyorduk ama açıklığım neredeyse hiç yoktu.
Beklemeye karar verdik.
Nişanım gelmişti ama suyum henüz gelmemişti. Bebeğimde herhangi bir stres bulgusu yoktu. Doktorum da bebeğin kendi zamanını bekleyebileceğimizi söyledi. NST’de kasılmalarım 80-90’lara kadar çıkıyordu. Yani vücudum gerçekten çalışıyordu.
Ama saatler geçiyordu ve açıklığım ilerlemiyordu.
Yaklaşık 5-6 saat daha bekledik. Kasılmalar devam etti ama doğum ilerlemedi. Suni sancı vermedik; o yönde bir karar almadık.
Ve bir noktada ben artık çok yorulmuştum.
Ebemle konuştum. Sonra doktoruma dönüp:
“Hocam, artık beni sezaryene alabilirsiniz. Ben bebeğime kavuşmak istiyorum.” dedim.
Aylar boyunca vajinal doğuma hazırlanmış olan ben, o ameliyathaneye neredeyse güle oynaya gittim.
Ve bugün dönüp baktığımda iyi ki diyorum.
Çünkü doğumdan sonra doktorum bebeğimin doğum kanalına doğru pozisyonda yerleşmediğini söyledi. Bu nedenle yeterli baskıyı oluşturamıyor, açıklığım da ilerlemiyormuş. Vajinal doğum konusunda daha fazla ısrar etseydik benim için çok daha zor ve travmatik bir sürece dönüşebilirmiş.
O gün şunu çok net öğrendim:
Siz hamileliğiniz boyunca istediğiniz kadar plan yapın. Nasıl doğuracağınızı hayal edin, kendinizi hazırlayın, yürüyün, egzersiz yapın…
Bazen bebeğinizin bambaşka bir planı oluyor.
Ben vajinal doğum için hazırlanmıştım ama kızım kendi yolunu seçti. ![]()
Ve artık doğum şeklimle ilgili içimde en ufak bir “keşke” yok.
Çünkü günün sonunda benim için önemli olan onun dünyaya hangi yoldan geldiği değil, sağlıklı bir şekilde birbirimize kavuşmuş olmamızdı.
O yüzden doğuma hazırlanan annelere söylemek istediğim tek şey şu:
Bir doğum şekline kendinizi o kadar bağlamayın ki işler planladığınız gibi gitmediğinde kendinizi eksik ya da başarısız hissedin.
Bazen doğum planı değişir.
Bazen bütün hazırlıklarınıza rağmen hikâyeniz bambaşka yazılır.
Ve bu, hikâyenizi daha az güzel yapmaz.
Bebeğiniz bazen kendi yolunu kendi seçiyor.
Önemli olan, hikâyenin sonunda birbirinize sağlıkla kavuşmanız. ![]()